Gönül Telini Titretenler
Güncel

Allah Teâlâ’ya Kul Olan, Hiç Kimseye Köle Olmaz

84 görüntülenme 3 dakika 21 Temmuz 2026
Yazı boyutu:
Okuma süresi: 3 dakika

Bismillahirrahmanirrahim

Hamd, bizleri iman nimetiyle şereflendiren Allah Teâlâ’ya mahsustur. Salât ve selâm, kulluğun en güzel örneğini yaşayarak bizlere gösteren Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem), âline ve ashabına olsun.

İnsan, yaratılışı gereği bir şeye bağlanmak ve bir şeye teslim olmak ister. Kimi malın, kimi makamın, kimi nefsinin, kimi de insanların esiri olur. Oysa gerçek hürriyet, yalnızca Allah Teâlâ’ya kul olmakla elde edilir.

Sultan Muhammed Saki Hazretleri, bu hakikati şu hikmetli sözüyle gönüllere nakşetmektedir:

“Allah Teâlâ’ya kul olan, hiç kimseye köle olmaz.”

Bu söz, İslam’ın kulluk anlayışını en veciz şekilde özetlemektedir. Çünkü Allah’a kul olan bir mümin, ne dünyanın geçici nimetlerine ne de insanların övgü ve korkularına teslim olur. Onun tek gayesi Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Gerçek Hürriyet Allah’a Kulluktadır

Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât Sûresi, 56. Ayet)

İnsanın yaratılış gayesi kulluktur. Bu kulluk, insanı küçültmez; aksine izzet ve şeref kazandırır. Allah’a teslim olan kimse, mahlûkata boyun eğmez. Çünkü bilir ki bütün kudret ve hüküm yalnızca Allah’a aittir.

Nefsin Esiri Değil, Allah’ın Kulu Olmak

İnsanı Allah’tan uzaklaştıran en büyük tehlikelerden biri nefsine esir olmasıdır. Nefsinin arzularını ilah edinen kimse, farkında olmadan dünya hayatının kölesi hâline gelir.

Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Gerçek pehlivan, öfke anında nefsine hâkim olandır.” (Buhârî, Müslim)

Mümin, nefsine değil; Rabbine itaat eder. Çünkü bilir ki gerçek kurtuluş, Allah’ın emirlerine teslim olmakla mümkündür.

Tevekkül Eden Kimse İnsanlardan Korkmaz

Allah’a güvenen kimsenin kalbi huzur bulur. İnsanların rızasını kazanmak için dininden taviz vermez. Makam, servet veya şöhret uğruna hakikati terk etmez.

Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır:

“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.” (Talâk Sûresi, 3. Ayet)

İşte gerçek özgürlük budur. Allah’a dayanan kul, insanların baskısından ve dünyanın geçici aldatıcılığından kurtulur.

Müminin İzzeti Allah’ın Katındadır

İzzet; para, makam veya insanlar tarafından verilmez. Gerçek izzet Allah’ın katındadır.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

İzzet bütünüyle Allah’ın, Resûlü’nün ve müminlerindir.” (Münâfikûn Sûresi, 8. Ayet)

Bu nedenle mümin, yalnızca Allah’ın huzurunda eğilir. Hiçbir dünyevî menfaat uğruna inancını ve şahsiyetini satmaz.

Sonuç

Sultan Muhammed Saki Hazretleri’nin “Allah Teâlâ’ya kul olan, hiç kimseye köle olmaz.” sözü, her mümin için bir hayat düsturudur. Rabbine samimiyetle kulluk eden kimse, nefsin, şeytanın ve dünyanın zincirlerinden kurtulur. Kalbini yalnızca Allah’a bağlayan insan, gerçek huzuru, gerçek izzeti ve gerçek özgürlüğü elde eder.

Rabbimiz bizleri yalnızca Kendisine kul olan, Resûlullah Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetine sımsıkı sarılan, ihlas sahibi salih kullarından eylesin.

Âmin yâ Rabbi’l-âlemîn.

84 görüntülenme 3 dakika

İlgili Makaleler

Arama:

Bir söz, bir ders

“(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân 3/31)

FM
Serhend FM
Canlı yayın