“Melûl ol, mağdur ol, mazlum ol, zâlim olma. Metâını sat, hayatını sat, memâtını sat, vatanını satma.”
— Görselde Şeyh Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni Kuddise Sirruhû’na atfedilen söz
Bu söz, insanın hayat karşısındaki duruşunu ve sahip olduğu değerleri hangi ölçüyle koruması gerektiğini düşündüren derin bir nasihattir. Sözün merkezinde zulümden uzak durmak, mazlumun hâlini anlamak, dünyalık menfaatlere esir olmamak ve vatanı bir emanet olarak görmek vardır.
İslâm ahlâkında insan yalnızca kendisinden sorumlu değildir. Elindeki nimetler, ailesi, komşuları, sahip olduğu imkânlar ve üzerine aldığı sorumluluklar da birer emanettir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” buyurulur.
Diyanet Kuranı
Mazlum olmak başka, zalim olmak başkadır
İnsanın hayatında imtihanlar, sıkıntılar ve mağduriyetler olabilir. İnsan zaman zaman kırılabilir, üzülebilir ve haksızlığa uğrayabilir. Fakat hiçbir mağduriyet, başkasına zulmetmenin gerekçesi hâline gelmemelidir.
Kur’ân’ın ortaya koyduğu ölçü açıktır: Adalet terk edilmemelidir. Allah Teâlâ, zulmedenlere meyletmeyi dahi yasaklamaktadır. �
Diyanet Kuranı
Bu nedenle müminin tavrı; kendisine haksızlık edildiğinde dahi haksızlık yapmamak, öfkesine yenilmemek ve hakkı gözetmek olmalıdır.
Çünkü mazlumun ahı ağırdır. Nitekim Diyanet’in yayımladığı hutbede, Resûlullah’ın (s.a.s.) “Mazlumun bedduasından sakın” buyurduğu aktarılmaktadır. �
Diyanet İşleri Başkanlığı
Dünyalık her şey satılabilir mi?
Sözde geçen “Metâını sat, hayatını sat, memâtını sat” ifadeleri, insanın sahip olduğu dünyalıkların geçici olduğunu hatırlatan güçlü bir anlatım olarak okunabilir.
Mal gider, makam gider, şöhret gider, servet gider…
Fakat insanın imanı, ahlâkı, şerefi ve emanete sadakati parayla ölçülebilecek şeyler değildir.
Mümin, kazanç elde etmek için haramı helâl hâle getiremez. Menfaat uğruna hakkı terk edemez. Güçlü olanın yanında durmak için adaletten vazgeçemez.
Çünkü Kur’ân’ın ölçüsünde adalet, insanın kendi aleyhine bile olsa korunması gereken bir değerdir.
Vatan neden bir emanettir?
“Vatanını satma” ifadesi yalnızca bir toprak parçasından bahsetmez. Vatan; insanın doğduğu, ailesinin yaşadığı, hatıralarının bulunduğu, insanların canları ve emekleriyle ayakta tuttuğu bir yurt olarak düşünülebilir.
Bu sebeple vatan sevgisi, İslâm ahlâkındaki emanet, sorumluluk, fedakârlık ve birlik anlayışıyla birlikte ele alınabilir.
Bir insan vatanını sevdiğini söylüyorsa bunun gereği;
İnsanların hakkına riayet etmek,
Kamu malını korumak,
Kul hakkından sakınmak,
Fitne ve ayrılıktan uzak durmak,
Topluma zarar vermemek,
Doğruyu ve adaleti gözetmek,
Gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke bırakmaya çalışmaktır.
Çünkü vatan sevgisi yalnızca sözle değil, ahlâk ve sorumlulukla gösterilir.
Vatan sevgisi adaletle anlam kazanır
Bir toplumun güçlü olması yalnızca maddî imkânlarına bağlı değildir. O toplumun fertleri arasında güven, adalet ve merhamet de bulunmalıdır.
Diyanet’in ilgili açıklamalarında da İslâm’ın adalet ve merhameti esas aldığı, müminin haksızlığa karşı durması ve mazlumun yanında yer alması gerektiği vurgulanmaktadır. �
Diyanet İşleri Başkanlığı +1
Bu nedenle vatanını seven insan, kendi insanına zulmetmez; haksızlığı normalleştirmez; başkasının hakkını kendi menfaati için çiğnemez.
Vatanı korumak, aynı zamanda vatanın insanını korumaktır.
Asıl mesele: Menfaat karşısında karakterini koruyabilmek
İnsan bazen büyük bir imtihanla karşılaşır:
Bir tarafta menfaat, diğer tarafta hak…
Bir tarafta makam, diğer tarafta doğruluk…
Bir tarafta dünya, diğer tarafta ahiret…
İşte insanın gerçek karakteri böyle zamanlarda ortaya çıkar.
Kur’ân bize, en küçük amelin dahi Allah’ın huzurunda karşılıksız kalmayacağını bildirir: “Yapılan, bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu getirir ortaya koyarız.” �
Diyanet Kuranı
Dolayısıyla insan, kimse görmese bile Allah’ın gördüğünü unutmamalıdır.
Sonuç
Bu sözün özü şu şekilde ifade edilebilir:
Dünyalık kayıplar insanı üzebilir; fakat insan, uğruna imanını, ahlâkını, adaletini ve emanetlerini terk edeceği bir menfaate razı olmamalıdır.
Mazlum olabilirsin, mağdur olabilirsin, sıkıntı çekebilirsin; fakat zalim olma.
Malını kaybedebilirsin, makamını kaybedebilirsin, rahatından vazgeçebilirsin; fakat ahlâkını ve emanete sadakatini kaybetme.
Çünkü dünya hayatı geçicidir. Asıl kazanç, insanın Rabbine temiz bir kalp, helâl bir hayat ve kul hakkından uzak bir ömürle kavuşabilmesidir.
Allah bizleri zulmedenlerden değil, zulümden sakınanlardan; emanete sahip çıkanlardan; mazlumun yanında duranlardan ve vatanını, milletini, değerlerini hayırlı işler ile koruyanlardan eylesin. Âmin. 🤲🇹🇷






