Hace Ubeydullah Ahrâr kuddise sirruh hazretleri buyururlar:
“Bir insan bilirse ki mürşidi kendisine kalbinde kıl kadar incinse imanı gidecek, vallaha o işin sonunu bulur.”
Bu hikmetli söz, mürşid-i kâmile karşı gösterilmesi gereken edep, hürmet ve sadakatin önemini ifade eder. Buradaki maksat, mürşidi Allah’ın yerine koymak değildir. Bilakis, Allah’a ulaştıran bir rehbere karşı saygı, teslimiyet ve güzel ahlak içinde bulunmanın manevî yolculuktaki değerini anlatmaktadır.
Tasavvuf büyükleri, manevî terbiyenin temelinin edep olduğunu söylemişlerdir. Edebi muhafaza eden kimse, nefsini terbiye eder; kibirden, gururdan ve enaniyetten uzaklaşır. Mürşidinin nasihatlerini samimiyetle dinleyen ve uygulayan kimse, Allah’ın izniyle manevî olgunluğa doğru ilerler.
Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.” (Tevbe Suresi, 119)
Bu ayet, salihlerle ve doğrularla beraber olmanın mümin için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Çünkü güzel arkadaşlık, insanın imanını kuvvetlendirir; kötü arkadaşlık ise kişiyi yanlış yollara sürükleyebilir.
Mürşid-i kâmil, talebesini kendisine değil; Kur’an’a, sünnete ve Allah’ın rızasına yönlendirir. Bu sebeple mürşide karşı gösterilen sevgi ve hürmet, hakikatte Allah ve Resûlü’nün yoluna olan bağlılığın bir tezahürüdür.
Rabbimiz bizlere, büyüklerimizin nasihatlerinden istifade eden, edebini muhafaza eden, Kur’an ve sünnetten ayrılmayan kullardan olmayı nasip eylesin.
Âmin.
Tasavvuf Büyükleri
Güncel
Mürşide Muhabbet ve Edebin Önemi

Okuma süresi: 2 dakika
Etiketler



