Boykot denilen karanlık üç yıl boyunca malıyla da müşriklerle mücadele etti. Varlıklı bir hanımdı ve tüm servetini İslâm ve peygamberi için harcadı.
Hazreti Hatice (r.anhâ)
Hazreti Hatice validemiz Kâsım, Abdullah, Rukiyye, Zeyneb, Ümmü Külsûm ve Fâtıma’nın annesidir. İki cihan serveri, peygamberler imamı Hz. Muhammed Mustafa’nın (sallallahu aleyhi vesellem) ilk hanımıdır. Ailesi Kureyş’in önde gelen ve ticaretle uğraşan ailelerindendir.
Fahr-i Kâinat Efendimiz’e Mekke’de peygamberlik gelmeden önce “el-Emîn” ismi verilmişti. Bu güvenilir, asla aldatmayan kimse anlamındaydı. Hatice validemize de Mekke’de İslâmiyet’ten önce “Tâhire” ismi verilmişti. Tertemiz, iffetli kadın manasındaydı.
nasiplenmiş bir hanım için saadet, Hatice annemizin izlerini adım adım takip etmededir.
O hak davada Peygamberimiz’e daha özelde de kocasına hep destek çıkmıştır. Yaşanılan zorluklarda beraber sabır göstermişlerdir. Hatice validemiz destansı hayatıyla bir müminenin İslâm için ne gibi büyük hizmetler yapabileceğini en güzel şekilde göstermektedir.
Evlatlarını İslâm üzere yetiştirmede, kocasıyla beraber nefisten, şeytandan ve dışarıdan kaynaklanan tüm engellere rağmen dinî yaşamada evin annesi kilit bir konumdadır. Anne manen doğrulursa şüphesiz aile de doğrulacaktır. Anne manen çökerse ailedeki maneviyat da göçecektir.
Ümmetin her bir ferdi gibi, ümmetin kadınları, genç kızları da güçlü, kararlı ve maneviyat yolunda her daim gayretli olmalıdır. Bunlar sadece kendisinin faydasına değildir aynı zamanda sevdiklerine, kocasına veya çocuklarına yapabileceği en güzel iyiliktir.
Günümüz şartlarında bireylerin maneviyatına engel olan pek çok unsur bulunuyor.
Örneğin komşular haktan bahsetmiyor. Akrabalarla dünya meşgalesi dışında bir şey konuşulmuyor. Televizyon ve radyoda sürekli aile ahlâkını bozucu programlar yayınlanıyor.
Tüm olumsuzluklara rağmen bir annenin, İslâm’ı yaşama azmini, din gayretini bırakmaması gerektiğini Hatice annemizde görüyoruz. Bir mümine, İslâm’ı yaşamada ve sevdiklerine yaşatmada Hatice validemiz gibi dirayetli olmaya çalışmalıdır.
Örneğin kendi evinde, ortamında dinî atmosferi canlı tutabilir. Düzenli kıldığı beş vakit namazlar, yaptığı nafileler, Kur’ân-ı Kerîm tilavetleri, kendi maneviyatını koruduğu gibi evinde berekete ve huzura, aile bireyleri arasında iyi geçime vesile olacaktır, inşallah.
Onun bu dirayeti çocuklarına okulda ve sokakta maruz kaldığı tüm olumsuzluklara rağmen; kocasına ise iş yerinde karşılaştığı bütün zorluklara rağmen dini yaşama azmi taşımalarına vesile olacaktır inşallah.
Selim UĞUR‘un
“Saliha Hanımlar” Kitabından alıntı yapılmıştır.
Yorumlar