“Ey Rabbimiz, şu anda senin yanında en makbul kulun kimdir acaba? Lütfen bana haber ver, onu görüp tanımak istiyorum”
Birgün Cebrail (A.S.) Rabbü’l-Alemîn’den soruyor: “Ey Rabbimiz, diyor, şu anda senin yanında en makbul kulun kimdir acaba? Lütfen bana haber ver, onu görüp tanımak istiyorum” Rabbü’l-Âlemîn de Cebrail’e: “Falan şehre git, filân yerde bir köprü vardır, şafaktan evvelki bir saatte orada bulun. İlk önce o köprüden geçen bu zamanda en makbul kulum o dur.”
Cebrail (A.S.) emredilen memlekete gidip şafaktan evvel köprünün başında bekler. Bakar ki; fakir, kendi halinde bir adam, omuzunda bir ip olduğu halde çıkıp gelir. Doğruca köprüden geçip su başına giderek abdest alır. Seccadesini yayıp sabah namazının sünnetini kılar. Şafak atınca farz namazını da kılar. Sonra oturup da güneş doğuncaya kadar virdini çeker.
dünyanın âhirete zarar vermemesine dikkat etmeli, dünya muhabbeti Allah muhabbetinden fazla olmamalıdır.
Şayet dünya muhabbeti fazla olursa insan tehlikeyle karşı karşıya gelmiş olur. Öyleyse Allah muhabbetinin daha fazla olmasına dikkat etmeli, daima Allah dostluğu İnsanın kalbinde bulunmalı, daima insan Allah rızasını gözetmeli ve daima yaptığı İşlerde tek masûdu Allah rızası olmalı, kalbindeki düşüncesi bu olmalı, maksud ne Cennet ve ne de herhangi bir başka şey olmalı, yalnız Allah rızası olmalı ki, Allah insandan razı olsun. İşte bunu kalbinden çıkarmamaya dikkat etmeli.
Dünya işleri maslahat olarak kabul edilmeli, zaten sadece maslahat İçindir, sevmek için değil, menfaat için değil, keyf ve zevk için değildir. Sadece ve sadece maslahat (vasıta) için dünyaya çalışmalı, dünya insanın kalbine girmemeli, insanın talebi isteği yalnız ve yalnız Allah rızası olmalı.
Bu istek her yerde devam etmeli, virdde, tövbede, zikirde, tâât ve ibadette hep Allah rızasını gözetmeli. Şöyle tefekkür etmeli: Ben yaptıklarımı yalnız ve yalnız Allah rızasını kazanmak için yapıyorum. Rabbü’l-Âlemîn benden razı olsun bana kâfi.
Şayet Rabbü’l-Âlemîn insandan razı olursa ister bütün dünya kendisine düşman olsun hiçbir zarar vermez, hiçbir şey yapamaz.
Gavs-ı Kasrevi Seyyid Abdulhakim El Hüseyni
Yorumlar